Damak Tadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Damak Tadı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2010 Cumartesi

Asker'den Daum'a

Kadıköy Deniz Otel'e gelmeden önceki sokağın köşesinde sabaha kadar nöbet tutan bir "asker" (sandviççi) vardır. 4. Sandwich kontuna (bkz: Wikipedia) sadakatinden ziyade, evdeki sultanı için sabahın ilk ışıklarına kadar sandviç yapan adamın menüsü, tuzlu ve tatlı karışıktan ibaret. Akla gelen her türlü tuzlu malzemenin, yiyecek olan muhteremin mide fesat kapasitesi oranında iki ekmek arasına boca edildiği tuzlu neyse de, aynı karışımın tatlısı hem yerken hem de sonrası için bir partner olmaması halinde akıllara zarar...

Bunca karışığın üzerine, "asker"in isim karıştırma huyu eklenince, hele boğazına düşkün adamın taraftarı olduğu takımın adı da Fenerbahçe ise zihninde dolanan tilkilerin kuyruklarının oluşturduğu kördüğüme şaşırmak niye?...

Denizli'de kaybedilen şampiyonluğun ardından gönderilmesinin hata, geri çağırılmasının bir önceki hatayı döveceğini düşünen, Bursaspor'a son saniyede verilen şampiyonluğun ardından ise yol verilmesi gereken son adam olan Daum'un, şu an içine düşürüldüğü vasıfsız teknik adamlık vasfını gördükçe aklı karışmaya zaten müsait olan bir Fenerbahçe'li olarak canım fındık ezmeli (bkz: Fiskobirlik Fındık Ezmesi) tatlı çekti.

24 Nisan 2010 Cumartesi

Kalpazankaya

Damak tadı diye etiketlediğime bakmayın siz, bu sefer "reklamın iyisi kötüsü olmaz" düsturunun en fenası için elimden geleni ardıma koymayacağım...

Geçtiğimiz sene bu vakitlerde, Sait Faik hikayelerinden uyarlanan "Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye" ' yi Naşit Özcan'ın performansıyla izlediğimiz gün, o martının sesini duymak ve Kalpazankaya'yı görmek için Burgazada'ya gitmeye niyetlenmiş idik, ancak kısmet oldu.

23 Nisan ile sonlanacak hafta başladığından bu yana keyfim yerindeydi. Çocuk bayramında, biricik kuzuyla çocuklar misali bisikletçileri gezip, seneler sonra taşınır listemize iki adet bisiklet ekleyince miniklerden şen iki adet kazık haline geldik. Sabah erkenden kalkıp, Burgazada'nın yolunu tuttuk. Benim saflığımdan ötürü Burgaz diye Kınalı'da inip, adanın etrafında bir tam tur attıktan sonra, bu sefer Burgazada'nın limanını bulduk.

Asıl hedefimiz olan Kalpazankaya'nın yolunu tuttuk. Ben neyse de, kuzunun dizlerde derman kalmamış bir halde Kalpazankaya'ya ulaştık. Diller dışarda, oturacak yer bulmak için garson peşinde koşmaya başladık. Gücün cevap alabildiğimiz "harika" işletmeciler, yarısından çoğunun boş olduğu gözle tespit edilen Sait Faik'in kır gazinosunda bir adet bile yer olmadığını ısrarla tekrarlarken, iki adım ötemizde bizim gibi rezervasyonsuz orda bulunan başka müşteri adaylarına "Ne demek abi, hemen ayarlarız..." şeklinde kucak açıyorlardı.

Bende daha fazla dayanamayıp, sıçarım manzarasına, 4 tekir, 2 kadeh rakısını da... diyip küfür kafir bini bir para bastım pedala döndük Burgazada merkeze. İskele'den inince soldan ikinci dükkan, Sahil Restaurant'a oturduk. Garson adaşım, balıklar taze, rakı yaş üzüm...

İnsan Allah'tan başka ne ister.

PS: Kalpazankaya, ve malum kır gazinosuna ilişkin ekşi sözlükten 2-3 yorum aşağıda. Baştan söyledik, reklamın iyisi kötüsü olmaz.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Bekiroğulları Karadeniz Pidecisi

Tepeüstü'ne Ikea'dan önce gelip yerleşen işletmelerden bir diğeri de Bekiroğulları Karadeniz Pidecisi. Pidecilerin bolluğundan adı pideciler sokağına çıkan yerde bulunan aile işletmesi İstanbul'da Karadeniz pidesi arayanlar için doğru adres. Biri Trabzonlu, diğeri mekanın müdavimi üniversite yıllarını Karadeniz Teknik Üniversitesin'de geçirmiş iki mesai arkadaşımla gittiğim dükkan, hem çalışanların samimiyeti hem de kapalı kavurmalı pidesinin enfes tadı sebebiyle vakit geçirmeden yazmak zorunda bıraktı beni.

Bu sokağın ilk vede daha meşhur pidecisi Lider pide olmasına karşın ben gittiğim yeri çok sevdim, ve Lider'in yoğunluğundan kaçanlar için en az onun kadar başarılı olduğunu duydum.
Bilgilerinize...

7 Temmuz 2009 Salı

Karadeniz Pide ve Döner Salonu

3 gündür malum sebepten dolayı haşlanmış patates yemekten gözüm döndüğünden midir, yoksa geçtiğimiz haftasonu Beşiktaş Çarşı'ya yolum düşünce ayaklarım eski günleri yad edercesine gayriihtiyari beni dükkana doğru sürüklediğinden midir bilinmez ancak Karadeniz Dönercisinin Damak Tadı altında bu zamana dek çoktan yer alması gerektiği aşikar. 3 katlı bu küçük dükkanda öğlen saatlerinde döner yemek için sıra beklemeniz gerekir. Akşam üstü canınız döner çekerse muhtemelen geç kalmışsınızdır. Pazar günleri kapalı olmasına içerleyebileceğiniz dükkanda benim tavsiyem açık ayran ve yanında pide döner.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Kanal 24+3

Blog sahipsiz kaldı malumunuz 2-3 gündür. Tez için izin istedikten sonra bile bunca ihmal etmemiştim. Eğitim şart sloganının aksine, hayat telaşının içine pat diye dalınca eğitimden ziyade makam ve mevkinin herşeyden önemli olduğu kanaatine varıyor insan. Bizde onca sene dirsek çürütüpte ancak ucuna oturmayı becerebildiğimiz koltuğa sahip çıkma adına işe-güce 4 elle sarıldık kullandığımız tez izninin de yüzü suyu hürmetine.

Hafta başından bu yana Bursa'da idim. Toplantılar, fazla mesailer derken haftanın ortasını bulduk. Çarşamba öğleden sonra maç kaçtaydı telaşı bünyemi zaptetti. Saat 6'ya doğru ancak toplanıp, 7 feribotuna yetişme emeliyle Bursa'dan çıktık yola. Bursa-Yalova arasını 1 saatte kat etmek için Hakkinen olmaya gerek yok,yok olmasına ancak hükümetin bilmem kaç bin kilometrelik bölünmüş yol çalışmasının 1 kilometresi önümüze çıkınca bizim feribota yetişme hayalleri suya düştü. Baktık yetişemiyoruz Orhangazi çıkışında Köfteci Yusuf'ta karnımızı doyurmak için durduk. Çok zamandır damak tadı başlığının altını boş bıraktım, muhteşem servis hızını ve adı köfteci olsa da sucuğunu methedip yazıya devam edelim...

Maça 20 dakika varken Yalova'ya ulaştık. Orda büyük sattım iş arkadaşlarımı, ben Fenerbahçemi burda izleyip sonra dönerim diye indim arabadan hanım köyünde. (Sevip aşık, sevilip maşuk olmamızın sebebi biricik eşiminizde Yalova'da olması arabadan inerken vicdanımızın rahat olmasının bir başka sebebi idi.))

Maçın ilk yarısını Yalova'da izleyip oynanan toptan memnun, ikinci yarıdan umutlu düştük yola. Aklımdan geçen dönüş yolunda feribotta ikinci yarıyı izlemekti. Merdivenleri çıkarken televizyondan kulağıma gelen futbolla ilgili sesler üzerine yüzüme yerleşen tebessüm, "Rakitic vuruyooor...." nidası üzerine manasızlaştı. Kanal 24'te Schalke - Stuttgart maçı vardı ve İDO prensip kararı sebebiyle başka bir televizyon kanalı izlemek mümkün değildi(miş).

Bu sebepten ötürü, yarım devre izlediğim bizim kupa finalinin ardına eklediğim keyifsiz Bundesliga mücadelesi teşbih falan değil ciddi ciddi gavur eziyetinden farksızdı. Hele bir de sağ üst köşede Bjk'nin yanındaki rakam durmadan artarken...

Bjk 4-2 Fenerbahçe 2 imiş

PS: İkinci yarı Bobo'nun golü ile çözülen bir Fenerbahçe varmış. Benim ilk yarı sonunda gördüğüm ise hazır olmayan kaptan Alex'in takımın güç bela kazandığı ritmi bozduğu idi.

2 Şubat 2009 Pazartesi

Dereotlu Peynirli Poğaça

Dışardan bakan gözler iki takımı tanımıyorsa eğer ; bir asrı geçen mazisiyle sahayı dolduran ekibin sarı lacivertli takım olduğunu duyunca sorar gözlerle bakardı maçtan sonra. 3 forvet 5 forvet, Semih mi Guiza mı derken maçtan sonra Uğur Boral asıl derdimizi net olarak ifade etti. Takımın içindeki oyuncu takım olamadıklarını itiraf etti.
Bunun yanı sıra yaşını başını da sineye çekip en azından tecrübeli diye züğürt tesellileri uydurduğumuz bir diğer İspanyol Josico'nun habire adale sakatlıkları geçirmesi, Espanyolların dedesi Aragones'in ise Espanya ile karıştırıpta bizim ülkeyi beraberliklere sevinmesi ağzımızın tadını iyiden iyiye kaçırdı.
Hamuru dereotuyla yoğrulmuş, peynirli poğaça 2 bardakta çayla başlamak niyetindeydim güne ancak 3 satır yazıyı mesai boyunca ancak toplayabildim...
Poğaça yarına kaldı.

25 Ocak 2009 Pazar

Buna da Şükür

Aşk Tutulması'nı izlediğimden bu yana mevcut uğurlarıma yenileri eklendi. Maç öncesi yazımda muhtemel yağacak olan yağmurun hikmetine bereketli bir maç olmasını temenni ediyorum demiş ve öğleden sonra balık yemek için aşağıdaki balıkçının yolunu tutmuştuk. Trabzonspor niyetine hamsi hayaliyle evden çıktık ancak tekir aklımızı çeldi dükkana girince. Atatürk Caddesindeki Küçükyalı Balıkçısının taze balıklarının ve ağızda eriyen kalamarının reklamını yaptıktan sonra gelelim maça...

KÜÇÜKYALI BALIKÇISI 2

Adres: Atatürk Caddesi No:41 (Carrefour Express yanı) Küçükyalı İstanbul

Tel: 0216 489 13 63


Akşama kadar gözüm havada yağmuru bekledim.Yağmur geciktikçe kafamdaki acabalar çoğaldı. Maç öncesi kadroyu görünce Emre'ye rağmen içime sindi çıkan 11. İlk 20 dk karşılıklı ataklarla ortaya çıkan muhteşem mücadele iştahımı kabarttı. Dakikalar ilerledikçe haddinden fazla yüklendiğimiz ve geride bırakılan boş alanların gol geçiktikçe başımıza çorap öreceği aşikar olmaya başlamıştı.İlk yarı nispeten ortada geçerken takımın en iyi isminin Volkan Demirel olması endişelerimizi arttırdı.İkinci yarıya kötü oynayan Uğur'un yerine Kazım'la başlanması hocanın maça müdahil olması olarak algılandı tarafımdan ve umut tazeledim. Emre Belezoğlu'nun dikine oynamak konusunda müzminleşen halini nede olsa 60'dan sonra çıkar diye sineye çektim.Dakikalar 60-70-80 derken Emre hiç çıkmadı maçın sonuna dek. Deniz'e güvenmeyen hoca, yabancı kontenjanına takılan Josico'yu oyuna alabilmek için kaptanı çıkardığı vakit maç benim için bitti.
Orta sahasını eksiltmemek ve en azından berabere bitirebilmek adına maçı sözde orta saha oyuncusu Emre'yi hoca 90 dakika oyunda tuttu.Muhteşeme yakın oynayan Trabzonspor'un hocası ise maçın son 5 dakikası yiyebilecekleri bir kaza golünü engellemek adına oyuncu değişikleriyle heba etti ve goller beklediğimiz maç başladığı skorla sonuçlandı.
Volkan Demirel'in ellerine sağlık.Ne kadar iyi bir kaleci olduğunu dosta düşmana hatırlattı.Buna da şükür...

Fenerbahçe 0 - 0 Trabzonspor

17 Kasım 2008 Pazartesi

Ciğerimin Köşesi

Ağzımızın tadı kalmadı son zamanlarda, unuttuk damak tadımızdan örnekleri paylaşmayı. Hayli ara verdiğimiz seriye dönme vakti, malum can boğazdan gelir...
Mekanın ismi "Ciğerim Köşesi". Stadı bilenler için numaralı tarafından Kızıltoprak'a giderken ilk ışıkları geçince sağ tarafta,adı gibi köşe başında.
Peşin peşin söylemek gerekirse ben ciğer sevmem, ama buraya gidince büyük bir keyifle ciğer yiyip kendime şaşıyorum. Benim gibi ciğer sevmezlerde düşünülmüş ve damak tadınıza hitap eden birçok lezzeti bulunduran nezih bir aile işletmesi oluşturulmuş.
Gidince Uche'nin selamı var deyin belki işe yarar.)

8 Ekim 2008 Çarşamba

Fiskobirlik Fındık Ezmesi

Kaşıkla yenir , ekmeğe sürülüp heba edilmez. Chokella ile nutella'yı toplasan , ikisi bir Fiskobirlik fındık ezmesi etmez.

O kadar...

5 Ekim 2008 Pazar

Uludağ Kebapçısı Cemal & Cemil Usta

Damak tadı etiketli postlara böyle zırt pırt yer vermezdik aslında ancak denk geldi , gelmişkende aklımda kalacağına midemde dursun diye (postu bitirir bitirmez iskendere koşacağımda ben.) yazayım dedim.
Evlenip barklanmadan önce güzel eşimiz bahsettiğim kebabçıyla aynı isme sahip üniversitede okuduğundan dolayı bir ayağımız Bursa'da idi. Bursa damak tadı açısından çok zengin bir şehir ve en güzel keyiflerden biri Küçük Saray'da pideli köfte yemek , diğeri ise Eski Garaj'da oto yedek parçacı manzarılı küçücük dükkanda Bursa Kebabını(iskender) götürmekti.
Bursa - Galatasaray maçıyla ilgili bir önceki postun başlığını atarken öyle bir haberle karşılaştım ki sevinsem mi üzülsem mi karar veremedim. Bursa'dan başka yerde şubesi olmayan , bizzat sorduğum ustalardan "...kalitemizi muhafaza etmek için bu küçük dükkanla yetiniyoruz..." yanıtını aldığım Uludağ Kebapçısı 2008'in ilk ayında Kozyatağı , Ağustos'da ise Etiler şubesini açarak yanı başımıza gelmiş. The New York Times'a haber olmuş bir dükkandan bahsediyorum , başkasıyla karıştırmayın.
Ben gittim.

3 Ekim 2008 Cuma

Dönerci Ali Usta

Anadolu yakasında yediğim en güzel döner.Resimler eski dükkandan. Herkesten duyduğum bir rivayete göre Ali Usta'nın ilk tezgahı Perşembe günleri kurulan pazarda imiş. Ardından 30 m2 'lik ilk dükkan , daha sonra aşağıda resimleri görülen asma katlı şehirler arası dinlenme tesisi yoğunluğundaki dükkan , şimdi ise kendi yaptırdığı aynı sokaktaki 3 katlı yeni dükkan. Son 5 senesine tanık olduğum bu gelişimi hayranlıkla izliyorum.

Tek kusuru fiyatları. İnsan evladına iyilik yaramıyor.Beklediğimizin altında gelince hesap başlıyoruz kusur bulmaya. Tamam güzel ama o kadarda abartmaya gerek yok şeklinde...

17 Ağustos 2008 Pazar

Rejim Bozar

2 haftayı aşkın süredir yediğime içtiğime dikkat eder oldum. Bu saatten sonra topçu olacak halimiz yok ancak vücudu biraz hafifletmenin bir zararı olmasa gerek.Adını rejim koyupta kendimi strese sokmak istemediğim bu gırtlak kontrollü günlerin 10. sunda Konyalılar'ın önünden geçerken servis şöförüne dur dedim. Sıfır (rakamla 0) vicdan azabı içinde etli ekmeğimi afiyetle yedim sonrada eve kadar yürüdüm.Görgüsüzlerin lahmacunla karıştırdığı etli ekmek dışında kuşbaşılı ve kıymalı mevlana adları verilen muhteşem ince hamurlu pideleri ve fırın kebabını şiddetle tavsiye ederim.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

Pilav Üstü Az Tas Kebap

Diyet yapıyorum 3-5 gündür başıma mı vurdu nedir, pilav üstü tas kebap ardından bol fıstıklı kadayıf hayali kuruyorum.
Yalova'ya yolu düşen olursa bahsettiklerimden daha fazlası için Doyum Lokantasına, biraz daha fazlası için Doyum Kebaba, karnımız doydu kafamız güzel olsun birazda derseniz Doyum Pub'a uğramadan dönmeyin...

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Dondurmalı İrmik Helvası

Ayıp olmasa sadece bu tatlıyı yemek için gitcem ancak mekan pastane değil ki tatlını yiyip kalkasın.Tavacı Recep Usta'da tavanın ardından sorgusuz sualsiz gelen bu tatlıyı tatmadan masadan kalkmak imkansız.Bildiğiniz -belkide sevmediğiniz- irmik helvasını sıcakken bir kaseye koyup,içine maraş dondurması doldurup ters çevirilerek kapatınca ortaya çıkan bu şahaserin işte tarifi. Haddim olmayarak benden bir ipucu, işin zor kısmı irmik helvasını yapmak onuda sağolsun Dr. Oetker çözmüş.) Tavaya gelirsek; benim açımdan ilginç olan tarafı, zinhar kuzu eti yemeyen bir insan olarak kuzu etinden yapılan tavayı bayıla bayıla yemem.Bakır kasedeki ayranda içindeki kepçe yardımıyla içiliyor,bardak aramayın ve "başım üstüne" tabirini sıkça duyabilirsiniz garipsemeyin.