16 Haziran 2011 Perşembe

Rekabetin Hası

Final serisi maçlarını ikişer ikişer değerlendirmeyi planlandığımdan, normal şartlarda yazmamam gereken bir yazının ilk cümlesidir bu. Cuma günü oynanacak maçın ardından Fenerbahçe Ülker şampiyon olursa muhtemelen mutluluktan hafıza kaybı yaşayacağımdan, kaybettiği takdirde ise adına züğürt tesellisi denebileceğinden bugün yazma vaktidir.

Ta ki Fenerbahçe çomak sokana dek, müessese kulüplerinin hegemonyasında (birebir Türkçe karşılığı olmadığından kullanılması elzem kelimelerden biri) olan amatör branşlar için, Fenerbahçe-Galatasaray finali; Alex De Souza'nın kafası kadar güzel, Sabri Sarıoğlu ya da İlker Yağcıoğlu'nun isabetli orta yapması kadar mucizevi ve Spud Webb'in 360 derece smaç yapması kadar muhteşem bir hadise.

Fabrikalardan otobüslere doldurularak seve seve salonda yerlerini alanlara rağmen; iki, bilemedin üç bin biletli, daha doğrusu maaşlı seyirciye oynanan final serileri yaşanmışken ülkede, Fenerbahçe-Galatasaray serisine bilet bulmak için Allah'ın sevgili kulu olmak gerekmekte. Fenerbahçe ile Galatasaray tavla oynasa (benzetme khas spor iletişim mail grubunun incilerinden Çetin Cem'den arak:) kahve dolar taşar kabul ancak seri o kadar keyifli ki formalar olmasa yine de izlenirdi.

Fenerbahçe kazandığı vakit "kadrosu derin yea" ya da "Ülker'e yenildik arkadaşım..." diyen Galatasaraylı (bu seferlik Cafe Crown bende kalsın) arkadaşları, kaybettiği zaman ise "Spahija, you are not a coach!" kalıbını literatüre sokan (itiraf ediyorum Kezman'ı da severdim) Fenerbahçeli kardeşleri boş verip, çubuklu ile parçalının rekabetine odaklanmak lazım.

Bir, bilemedin iki maç kaldı şunun şurasında...

2 yorum:

simurg dedi ki...

Hegemonyanin birebir karsiligi var: egemenlik.
Yaniliyor muyum?

Okechukwu dedi ki...

ingilizce hegemony'nin karşılığı dediğin gibi egemenlik ya da hakimiyet. ama türkçe'de egemenlik milletin hakimiyetini tanımlayan, ve özünde sevimli bir kelime.
hegemonya ise baskı ile üstünlük kurma anlamına geliyor. ya da ben öyle anlıyorum en azından...